Gündoğan Köyü Gezimiz

Gündoğan Gezimiz.

 

İlk gezimizin arasından 4 hafta geçmiş. Masa başlarında ve koşuşturmadan yorulmuşuz. Arkadaşlarla gezi projelerini konuşuyoruz.

 Projelerimizi birbirimize anlatırken bile doğayı birbirimizden kıskanmaya başlıyoruz.

Günlük bile olsa alıp   başımızı ,  bir yerlere gidelim diyoruz.

Projelerimizi dinlemekle yetiniyoruz. Kara kara nereye gitsek diye bir yandan düşünürken Gündoğan (Sarıyan ) ‘a gitmeye karar veriyoruz.

26 Ekim 1977 hava açık saat 13.20’yi gösteriyor . Safranbolu’dan Gündoğan Köyü’ne doğru yola çıkıyoruz. Aradan 5 hafta geçmiş.  Gündoğan’da  doğa ve tarihle kucaklaşmaya gidiyoruz. Bu bizler için yaşama kıvancı. Safranbolu’dan ayrılmamızın 5. km.sinde yolun sağındaki Konarı Gölündeyiz. Dipsiz göl ve Krater gölü diye de adlandırılıyor bu gölümüz veya su kaynağımız  . Gölün etrafında dolaşıyor ve Lepistes’leri azığımızdaki ekmek parçaları ile yemliyoruz. Erkek balıklar daha gösterişli bu türde.

 

 

Toprakcuma’da köprüden sonra sağa köy yoluna dönüyoruz, daha önce bu köye geldiğimiz için 4,5 km’lik dönemeçli yolu biliyoruz. Köye ulaştığımızda girişteki ilk kaya mezarını ziyaret edip, geziyoruz.

 

Aşağıda akıl almaz güzellikte bir manzara var. Soğanlı Çayı gem vurulmamış yapısı gereği kıvrımlar çizerek yatağında ilerliyor. Etrafı   yemyeşil. Yakın çevremize bakıyoruz. Sonbaharın son demleri olmasına rağmen her taraf yemyeşil ve aşağıdan bir koyun sürüsü ,   çoban ve çoban köpeklerinin koruması altında ilerliyor.İlerlemesi güzel de hedeflerimiz kesişiyor. Neyse.

Biraz bekleyip manzarayı fotograflamaya  yerleşimi ve yerimizi  izlemeye çalışıyoruz.

Bulunduğumuz yerden  arabamızın yanına geldiğimizde daha önce tanıştığımız Safranbolu’da yaşayan , köyden ayağını çekmemiş olan Ahmet ve Satılmış Hamza bizleri karşılıyorlar. Ahmet arkadaşımız öğretmen , Satılmış arkadaşımız Ziraat Teknikeri iki arkadaş köyde örnek Üzüm Bağı çalışması yapıyorlar.Yorgun olmalarına karşın konuk severlilikleri gereği bizleri Kaya Yerleşim ve Kaya Mezarlarına doğru götürüyorlar.

 Satılmış Bey bir daha geldiğimizde grup başına Köy Koruma Derneği adına bağış alacaklarını söylüyor ve köylerindeki  bazı uygulamalardan bahsediyor.. Köylerinden Safranbolu, Karabük ve İstanbul’da işyerleri olan fırıncı, kuyumcu ve esnafların olduğunu ve köye yıl içinde gelmeyenlerin veya gelemeyenlerin derneğe  20 milyon bağışta bulunduğunu ve bunun sayesinde yıl içinde  de köyün içme suyu sorununu kendilerinin çözdüğünü anlatıyor.
Yürüyüşün zorlaşması nedeniyle sohbeti kesiyor ve daha dikkatli yürümeye başlıyoruz. 20 dakikalık bir yürüyüşten sonra İlk Kaya Yerleşim yerine ulaşıyoruz.

Şu an yerden 7-8 metrelik bir yükseklikte bir yer  burası. Tırmanma sonucunda Aykut Akgüç  arkadaşımızla  buraya  ulaşıyoruz.

 

Kaya Yerleşim yeri iki bölümden oluşmuş ve Tonoz girişle birbirine bağlanmış. 150 m2’lik bir yer . Bir bölmenin tavan kısmı yılların etkisi ile çökmüş vaziyette diğer kısmı geziyor ve görüntülemeye çalışıyoruz.

 

 

 

(Bu aşağıdaki arkadaşlarımız Kaya yerleşim yerine tırmanmayı göze alamayıp aşağıda bekleyen gezi gurubumuzun parçaları)

 

İnişe geçiyoruz .  Çıkmak inmeye göre bayağı kolaymış. Yukarı çıkmayanlara demin kızarken zorluktan dolayı da çıkmamalarına hak vermiyor değiliz hale geliyoruz.

Kazasız belasız inişimizi tamamlıyoruz. 6 kişilik gurubumuz yürüyüşe devam ediyor.700- 800 metre sonra bu yükseklikte köydeki ikinci kaya mezarına ulaşıyoruz ,  ve  bölgeyi görsel olarak inceliyoruz. Görüntüleme çalışmalarımızı yapıyoruz. Çevreyi incelerken yeni çıkartılmış bir toprak kümesi dikkatimizi çekiyor, o tarafa yöneliyoruz , yanına ulaştığımızda yeni ortaya  çıkartılmış (define avcılarınca) , bunu paylaşım için belgeliyoruz.

 

 

 

 

 

(Yeni ortaya çıkartılmış mezar-Bedava olunca adamın uzanası geliyor)

 

 

 

Bakmayın 2- 3 km kadar yürüyüp geri döndüğümüze her halde değme baba yiğit bile yürümenin zorluğuna ve zamanın kısalığına göre geri dönerdi. Dönerdi diyoruz ve iki kaş alttan doğru köye dönmeye başlıyoruz  .  Önümüze gelen birinci Pınarda ellerimizi yüzümüzü yıkıyor devam ediyoruz. İkinci pınarda (Hamza Pınarı) konaklıyoruz tekrar ellerimizi yıkıyor azıklarımızı çıkartıyoruz acıktık artık yemeklerimizi bitiriyoruz.

Yürüyüşe tekrar devam ediyoruz. Her taraf hallaç pamuğu gibi atılmış kazılmamış yer yok gibi neredeyse burada.  Definecilerin kazdığı yerlerde büyük boyutlu işlenmiş taşlar var ama dağınık olduğu için ne olduğuna karar veremiyoruz. Değirmen Taşını tanıyor ve ona bu değirmen taşı diyebiliyoruz. Ama bu taşın burada ne işi var konusunda ortak bir karar oluşturamıyoruz.

Seçenekleri sizlerle paylaşırsak;

- Eskiden burada bir su kaynağı varmış,

- Hayvan gücüyle çevrilen bir değirmen taşı  vb. gibi

      Yürüyüşe devam ederken bir çukur daha görüyoruz. Bir mezar ve pişmiş toprak kırıntıları ile dolu, kırıntıları yapıştırmış olsak büyük olasılıkla bu pişmiş topraktan  yapılmış bir lahit.

Bu  Keramik lahit kırılmamış olsa müzeye layık ölçülerde ,  ancak üzülmek geliyor elimizden.

 Çevrede mevcut olan kimi dinamitlenmiş , kapısı kırılmış kaya mezarlarını gezerken  hasar görmemiş olanlarından bazılarının fotoğraflarını çekiyoruz.

 

( Biri mezardan çıkarken bu benim )

 Ahmet Hamza ve Satılmış Hüsam’ın oluşturmuş olduğu örnek bağı gördükten sonra köye dönüyoruz.

Üzümler olduğunda üzüm yemeğe  davet önerisini getiriyorlar ama bu yazıyı kaleme alıncaya kadar ki yıllarda (  hep gök, oldu bitti )’ lerle üzüm yemek nasip olmadı.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Köye girişten itibaren görüntüleri vermeye çalıştık.

Köydeki yaş olarak Çınar (Kavlağan) ağaçları ile yarışan  Pınar’ı  ve yanındaki Kavak Ağacını ziyaret ediyoruz.

 

 

 

 

Kavak Ağacını ve pınarı görüntülerken Ceviz dikili olan alandaki bir direğe çakılı bir plaka dikkatimizi çekiyor, yakınlaşıyoruz. Okunması zor ama

 

( Bu resimler çekildiği zaman fotoğrafları  dijital  ortama alma şansımız yoktu. Fotografı’da kaybetmişiz)

 

Üzerinde Atatürk Parkı yazısını okuyoruz.

Bizi  gören  köyün yaşlılarından (kendine göre delikanlı) Emin Amca bize köylerinin dünü   bu günü ve geleceği olan bir köy olduğunu söylüyor ve içtenlikle kahve veya ayran içmeye davet ediyordu. Hava kararmakta olduğu için Ahmet beyin önerisi olarak  boynu bükük okulun ve yanındaki Dübek Taşının oradan Köyü ve Soğanlı Çayını seyretmek istediğimizi söylüyoruz, bir dahaki gelişimizde uğrama sözü veriyoruz.

Ahmet beyin önermiş olduğu noktadan manzarayı seyrediyor ve vedalaşarak köyden ayrılıyoruz.

Önce sağlık sonra her şeyin gönlünüzce olmasını diliyoruz.

Gezgin Kalın.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !